Anasayfa / Sinema & Tv / Sinop - Trabzon Bisiklet Turu -20-31 Temmuz 2002 (ıı)

Sinop - Trabzon Bisiklet Turu -20-31 Temmuz 2002 (ıı)


10. gün: Uzungöl

 

Bugün Uzungöl Tur ile Uzungöl'e gittik. Yol Trabzon'dan 100-110km kadar, 2 saat kadar sürüyor ve 8 milyon TL. Of il sınırına kadar sahilden gidip, sonra 50km kadar içeri giriliyor. Yol, son 5-10km hariç çok güzel. Çaykara'nın içinden geçiyor ve Solaklı Deresi'ni takip ediyor.

Uzungöl dedikleri aslında Solaklı'nın genişlediği bir yerden başka bir şey değil, küçücük bir göl. Fakat çevredeki doğa harika. Hafta içi olduğu için fazla kalabalık yoktu. Tatil günü herhalde iğne atsan yere düşmez. Lokantalar, çay bahçeleri ve küçük ahşap bungalovlardan oluşan moteller yapmışlar. Gölün öbür tarafında da güzel bir köy var.

[Uzungöl Çevresi] [Uzungöl Çevresi] [Uzungöl Çevresi] [Uzungöl Çevresi] [Uzungöl Çevresi] [Uzungöl Çevresi] [Uzungöl Çevresi] [Uzungöl Çevresi]

Dere boyunca 3km kadar yürüdük. Bir filme yakın resim çekmişim. Sonra geri dönüp alabalık yedik. Hesap hiç fena değil. Saat 15:00'teki minibüsle geri döndük. Dönüşte minibüste bir Arap çift vardı, şoförün 14 yaşlarındaki oğlu da onlarla konuşmaya çalışıyordu. Oğlana biraz ingilizce takviyede bulundum, pek memnun oldu. Son derece zeki ve cana yakın bir çocuktu. Şoförümüz de yıllar önce Arabistan'da çalışmış, sohbet ede ede Trabzon'a vardık.


11. gün: Sümela Manastırı

 

Gezinin son günü. Bugünü Sümela Manastırı'na ayırdık. Sabahtan odalarımızı boşaltıp eşyaları bisikletlerin yanına yığdık. Saat 10:00'da kalkan minibüsle yola çıktık. Enis'e bir tabure düştü. Trabzon-Sümela 46km, minibüs 7.5 milyon TL.

Yol çok güzel ve tenha. Hemen Trabzon çıkışından içerilere sapıyor ve yine bir dereyi takip ediyor (Altındere). 25km kadar sonra Maçka'dan geçtik. Kısaca görebildiğimiz kadarıyla Maçka çok sevimli, renkli, temiz ve gelişmiş bir yer izlenimini verdi. Buraya ayrıca gelmeye değer gibi. Yolun son 5-10km kadarı yer yer bozuk, onarım halinde. Bir yerde de selden yolun yarısının çökmüş olduğunu gördük.

Nihayet minibüsün gittiği yere kadar geldik. Karadeniz Rehberi'nde bundan sonrasına sadece özel araçların gittiğini, minibüslere yasak olduğunu, 45 dakika kadar tırmanmak gerektiğini okumuştum. Bizi getiren minibüsün şoförüne sordum. O da yolun dar ve dik olduğunu, otomobilden başkasının geçemeyeceğini, onun için çıkamadıklarını söyledi. Fakat anladığımız kadarıyla işin aslı öyle değil. Çünkü bunların bıraktığı yerde başka minibüsler bekliyor ve isteyeni -tabii ki ücreti karşılığında- yukarı kadar götürüveriyor, bir koyundan iki post çıkartmayı amaçlayan mafyavari bir düzen yani.

Şoförümüz bize yukarı çıkan iki ayrı yol olduğunu söyledi. Biri arabaların kullandığı yol ve 3km kadar, diğeri 1200m orman içi yaya yolu. Herkes kısa yolu seçti, Enis'in önerisiyle biz uzun yoldan çıktık. Sonra da en akıllıca seçimi yaptığımız ortaya çıktı. Uzun yol çok rahat yürünen, nefis doğa içinden geçen, az eğimli ve son derece keyifli asfalt/beton bir yol. Dönüşte kısa yolu seçtik ve yukarı çıkmaya çalışırken tıkanıp kalmış nefes nefese onlarca insana rasladık. Bu yol son derece kötü, dik ve taşlı bir patika. Eğer Sümela'ya giderseniz ve de ikinci minibüse binmezseniz bizim yaptığımızı yapın. Uzun yoldan çıkın (1 saat 15 dakika sürdü) ve kısa yoldan inin (iniş yarım saati buluyor, ayak burkma ve kayma/düşme tehlikesi var).

[Sümela Manastırı] [Sümela Manastırı - Yol] [Sümela Manastırı - Yol] [Sümela Manastırı - Yol]

Manastıra çıkan yolun sonunda ellerinde güzel birer tur bisikleti olan ben yaşlarda iki adamın yanından geçtik ve anında Enis benim başımın etini yemeye başladı. "Niye biz de bisikletle gelmemişiz!" Dönene kadar da susmak bilmedi...

Manastırın kendisi bir harika. Gördüğüm tüm resimlerde -nedense başka resim yayınlanmıyor- sadece kayalara oyulmuş, kuş yuvası gibi bir dış görünüş vardı ve içini çok merak etmekle beraber fazla da birşey beklemiyordum. Oysa içerisi pek çok binadan oluşan bir kompleks. Kayalara oyulmuş ve tüm tavanı muhteşem fresklerle kaplı eski bir kilisenin yanında kısmen oyma, kısmen taş duvarları olan çeşitli yaşam alanları, keşişlerin inziva odaları ve -ne işe yaradığını bilemediğim- geniş salonları olan binalarla, mutfak, fırın gibi hizmet binaları var.

[Sümela Manastırı - Genel] [Sümela Manastırı - Oda] [Sümela Manastırı - En Eski Binalar] [Sümela Manastırı - Dış Duvarın İç Tarafı] [Sümela Manastırı - Çeşme]

Manastır restore ediliyor. Ben bile farkettim ama mesleği bina restorasyonu olan Enis resmen şok oldu. Bu kadar baştan savma ve abuk-sabuk iş yapılamaz. Bence herşeyi olduğu gibi bırakıp sadece tehlikeli yerleri onarsalar yeterdi, oysa bunlar -neredeyse- yıkıp yeniden yapıyorlar. Bir de "normal yurdum insanı"nın eseri, klasikleşmiş türk vandallığının şaheserlerini gördük. Binlerce yıllık fresklerin gözleri oyulmuş, üstlerine isimler kazınmış, yetişilemeyen yerlere de taş atılarak freskler tahrip edilmiş. Aslında buna gittiğim her yerde raslıyorum. İşin komik tarafı, restorasyon sırasında yeni konan taşlara bile anında isim yazıyorlar bu geri zekalılar. Ayrıca manastırın ziyarete açılmış bin yıllık tuvaleti, yakında tuvalet olmasına ve etrafta her dilden uyarı levhaları bulunmasına rağmen kokusuna bakılırsa hala bazı insan(!)lar tarafından kullanılıyor. Güsel Türkiye'm benim be...

[Sümela Manastırı - Kilisenin Dışı] [Sümela Manastırı - Freskler] [Sümela Manastırı - Freskler] [Sümela Manastırı - Freskler] [Sümela Manastırı - Freskler] [Sümela Manastırı - Kilisenin Tavanı] [Sümela Manastırı - Kilisenin Tavanı] [Sümela Manastırı - Kilisenin Tavanı]

Bir saat kadar manastırı gezip resim çektik. Saat 14:00'te minibüs dönüş yolculuğuna başladı (bu defa taburede ben oturdum ama yaşıma hürmeten şoför bir yastık ikram etti) ve 15:00 gibi Trabzon'da olduk. Aslında Boztepe'yi ve Gazi'nin Köşkü'nü de tavsiye etmişlerdi ama yol bizi yorduğu için geç bir öğle yemeğinden sonra otele dönüp lobideki televizyonun karşısında pineklemeyi tercih ettik.

Trabzon'da üç kere yemek yedik, üçü de Cumhuriyet Meydanı'ndaki Güloğlu'da. Hem kebapçı, hem de baklavacı. Tüm tatlıları harika, tavsiye ederim. Ayrıca servisi de güler yüzlü, ki şahsen bunu en güzel baklavaya yeğ tutarım. Güvenemediğimiz için balık yemeye cesaret edemedik. Ama hamsilerde aklım kaldı.

17:30 gibi toparlanıp limana gittik. Saat 18:00'de kalkması gereken feribot geç geldi ve ancak 19:15 gibi hareket edebildik.


SONUÇ

Feribot yolculuğu bir buçuk gün sürdü. Bisikletleri arabaların parkedildiği garaj katında bir kenara bağladık. Bu bölme bütün yolculuk boyunca kilitli tutuluyor ve sadece limanlara yanaşıldığında açılıyor. Onun için bisikletler açısından içimiz rahat etti. Limanlarda da bisikletlerin yanına inip göz-kulak olduk. Gün boyu kıyıyı seyredip geçtiğimiz yolları bir daha ve de değişik bir açıdan izledik. Sinop'tan sonra da benim geçen defa geçtiğim yerleri gördük. Cuma 10:00 gibi Sirkeci'ye yanaştık.

[Feribotta Bisikletler] [Feribotta Bisikletler - Enis]

Feribot (M/F Ankara) bakımsız, temiz tutmaya çalışıyorlar ama bizim insanımız pis. Rahat bir yolculuk olmadı. Pulman koltuk almıştık, pek azı yatabiliyor, kaplamaları yırtılmış, çok da rahatsız. Bir de gerekli-gereksiz anons yapıyorlar. Tam geceyarısı "diskoda di-cey Süleyman'ın icra-i sanat eylediğini" haykıran bir anonsla uyanabiliyorsunuz. Bir daha feribota binersek paraya kıyıp kamara almak gerekecek herhalde.

 

Sonuç olarak Bafra'daki yağmur hariç hiç bir aksaklık olmadan ve programımızı tam olarak uygulayarak turu tamamlamış olduk. Benim alışkanlığımın tersine biraz maratonvari bir tur oldu. Ben günde 50-60km gidip kaldığım yerleri ve halkını tanımayı seviyorum. Fakat havanın güvenilmez oluşu ve zaman baskısı bizi etapları birleştirerek uzun günler yapmaya zorladı. 100km'ye yakın günlerimiz oldu ve tabii ki o günler etrafı görmeye zamanımız ve gücümüz kalmadı. Ordu, Samsun ve Giresun gibi önemli ve görmeye değer şehirlerden hızla geçip gitmek zorunda kaldık.


Email haluk.okur@siemens.com

 

KAYNAK:  http://212.133.133.30/bisiklet/turlar/snp-trb/Sinop-Trabzon.htm


 

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !
Bu içeriği duvarında Paylaş
  • Bu içeriği arkadaşlarınla paylaş!
  • Yeni içerikler bul!